Hoparlörler iki gruba ayrılır.
Pasif hoparlörün içinde amfi yoktur; gücü dışarıdan alır.
Aktif hoparlörün içinde amfi vardır; yalnızca sinyal ve elektrik ister.
Aktif hoparlörün en belirgin üstünlüğü kurulum hızıdır. Kablo sayısı azdır ve eşleştirme sorunu yaşanmaz.
İçindeki amfi o hoparlör için seçilmiştir; koruma devreleri de aynı gövdededir.
Buna karşılık her kutuya priz gerekir. Sahnede bu, elektrik dağıtımını büyüten bir ayrıntıdır.
Pasif düzende elektrik yalnız amfi rafındadır. Hoparlörlere giden tek şey hoparlör kablosudur.
Bu, sabit kurulumlarda kablo düzenini belirgin biçimde sadeleştirir.
Pasif düzenin ikinci üstünlüğü ölçeklenebilirliktir. EAW gibi pasif kuleler farklı güçte amfilerle sürülebilir ve sistem büyüdükçe yalnız amfi katmanı değişir.
Dezavantajı empedans hesabıdır. Paralel bağlanan kabinlerde toplam empedans düşer ve amfinin sınırı zorlanır.
Bu hesap yapılmadan kurulan bir sistem, ilk yüksek düzeyde koruma devresine takılır.
Seçim şuna bakılarak yapılır: sistem her hafta kurulup toplanıyorsa aktif, sabit duruyorsa pasif daha rahat çalışır.
Bir ayrıntı da noise floor'dur.
Aktif kutuda amfi devresi hoparlörün içindedir; sessiz bir odada bu devrenin kendi uğultusu duyulabilir. Pasif düzende amfi rafı uzakta durur.
Kablo maliyeti de değişir. Aktif düzende her kutuya hem sinyal hem elektrik gider; pasif düzende tek kalın hoparlör kablosu yeterlidir.
Stüdyomuzda grup prova odalarında pasif kule ve pasif monitör düzeni, taşınabilir kurulumlarda aktif kutular tercih edilir.