Bir ses sistemi tek hoparlörle bütün frekans alanını taşımaya çalıştığında iki sorun çıkar.
Birincisi güçtür; alt frekanslar en çok enerjiyi ister.
İkincisi netliktir; aynı konide üretilen bas ve orta frekanslar birbirini bulandırır.
Crossover bu yükü bölmek için kullanılır.
İşlevi basittir: gelen sinyali frekansa göre ikiye ya da üçe ayırır ve her bandı kendi hoparlörüne gönderir.
Behringer Ultradrive gibi dijital bir crossover'da bu bölme noktası serbestçe ayarlanır.
Tipik bir kurulumda ayrım 90 ile 120 Hz arasındadır. Bu noktanın altı sub bass kutusuna, üstü ana kulelere gider.
Ayrım noktasının seçimi kulelerin sınırına bakılarak yapılır. Kule 100 Hz'in altında zorlanıyorsa ayrım daha yukarıda kurulur.
İkinci ayar eğim değeridir. Sert bir eğim bantları keskin ayırır; yumuşak eğim geçişi doğallaştırır ama örtüşme alanı büyür.
Üçüncü ayar faz ve gecikmedir. Sub ile kule aynı düzlemde durmuyorsa alçak frekanslarda söndürme olur ve bas kaybolur.
Doğru kurulmuş bir crossover, sistemin toplam gücünü artırmadan duyulan netliği belirgin biçimde yükseltir.
Sub kutusunun yeri de bir ayardır.
Köşeye konan bir sub daha yüksek duyulur ama oda modlarını besler; duvardan bir miktar açılan bir konum genellikle daha düzgün bir alt uç verir.
Ayrım noktası düzeye göre de gözden geçirilir. Yüksek düzeyde kuleler daha erken zorlanır; bu durumda ayrım biraz yukarı taşınır.
Stüdyomuzda ses sistemleri crossover ve sub bass düzeniyle kurulmuştur; ayrım noktaları odaların ölçüsüne göre ayrı ayarlanır.