Gitar kablosu basit bir bağlantı gibi görünür.
Gerçekte devrenin bir parçasıdır.
Her kablonun bir kapasitans değeri vardır ve bu değer uzunlukla artar.
Pasif bir manyetikle birleştiğinde bu kapasitans bir alçak geçiren filtre oluşturur.
Sonuç yüksek frekansların düşmesidir.
Üç metrelik bir kabloda bu kayıp fark edilmez.
On metrede belirgin hâle gelir; ses matlaşır ve tepki yumuşar.
Bazı icracılar bunu bir kusur değil bir renk olarak kullanır.
Kapasitans değeri kabloya göre de değişir. Metre başına düşük kapasitanslı kablolar, aynı uzunlukta daha az kayıp verir.
İkinci konu ekranlamadır. İyi örülmüş bir ekran, çevredeki gürültüyü dışarıda tutar.
Zayıf ekranlı bir kablo sahnede uğultu ve radyo sinyali toplar.
Üçüncü konu jak lehimidir. Kablo arızalarının çoğu jak dibinde, gerilme noktasında başlar.
Gerilim boşaltıcı bir kelepçe bu noktayı korur ve ömrü uzatır.
Dördüncü konu sarma biçimidir. Kablo sürekli aynı yönde sarıldığında iç iletken burulur ve zamanla kopar.
Doğru sarım, her turda kabloyu doğal kıvrımına bırakmaktır.
Beşinci çözüm kablosuz sistemdir; kapasitans sorununu ortadan kaldırır ama pil ve bant yönetimi getirir.
Açılı ve düz jak seçimi de bir ayrıntıdır.
Gövde kenarına yakın jak yuvalarında açılı bir uç, kablonun kayışa ya da bedene sürtünmesini önler ve lehim noktasını korur.
Uzunluk seçimi ihtiyaca göre yapılır. Sahnede hareket eden bir icracı için yedi metre, sabit duran biri için üç metre yeterlidir.
Stüdyomuzda odalarda kısa ve iyi ekranlı kablolar kullanılır; arızalı kablolar dolaşımdan çıkarılır.